Ganeşa Ne Demek? Ganesha Anlamı ve Hikayesi

  • Minik Tospik yazdı.
  • önceki ay
  • 36 okunma

Ganeşa veya Ganapati, Hindu mitolojisindeki en önemli tanrılardan biridir ve aynı zamanda Jainizm ve Budizm’de de onun için ibadet edilir. Ganapatya Hindu mezhebi için ise en önemli tanrıdır. Ganeşa, sırasıyla ruhu (atman) ve bedeni (maya) temsil eden fil kafasının ve insan vücudunun birleşmesinden oluşan figürden oldukça tanınmaktadır. Aynı zamanda yazarların, gezginlerin, öğrencilerin, ticaretin ve kişinin önündeki engelleri kaldırıp attığı yeni projelerin koruyucusu olduğuna inanılan Ganeşa, figürünün zararına ama biraz da tatlılara düşkündür. Gelin bu ilginç mit Ganeşa’yı daha yakından tanıyalım…

Kimdir Bu Fil Kafalı - İnsan Vücutlu Tanrı?

Kimdir Bu Fil Kafalı- İnsan Vücutlu Tanrı?

Ganeşa için kısaca şöyle söyleyebiliriz: olağanüstü biçimiyle ama aşırı biçimsiz, kendisine tapan kişinin kesinlikle yararına -tabiri caizse- kapsüllenmiş bir İlahi varlıktır. Hindu mitolojisine göre, Lord Shiva ve Tanrıça Parvati’nin oğludur.

Ganeşa’nın Anlamı Nedir?

Ganeşa’nın Anlamı

Gana, grup anlamına gelmektedir. Evren bir grup atom ve farklı enerjilerden oluşmaktadır. İnanışa göre bu çeşitli grupları yöneten yüce bir yasa olmasaydı, bu evren kaos içinde olurdu. Tüm bu atom ve enerji gruplarının efendisi ise Ganeşa’dır. O, her şeyi saran ve bu evrene düzen getiren yüce bir bilinçtir. Bu yüzden adı ganaların şefi, yani Ganeşa’dır.

Lord Ganeşa’nın Özü

Lord Ganeşa’nın Özü

Ganeşa’nın özünü, yani aslında mitolojide neyi simgelediğini, Adi Shankara başarılı bir şekilde ortaya çıkarmıştır. İnsanlar Ganeşa’ya fil başlı Tanrı olarak tapsalar da aslında onun bu garip biçimi (swaroop) sadece biçimsiz olanı (parabrahma roopa) ortaya çıkarmak için düşünülmüştür.

O, ‘’Ajam Nirvikalpam Niraakaaramekam’’dır. Yani, bu Ganeşa’nın Ajam (doğmamış) olduğunu, Nirvikalpa (atfedilmemiş) olduğunu, Niraakaar (biçimsiz) olduğunu ve her yerde mevcut olan bilinci simgelediği anlamına gelmektedir. Ganeşa bu evrenin var oluşunu sağlayan enerjiyle aynı enerjidir. Yani aslında her şeyin tezahür ettiği ve her şeyin içinde çözüleceği enerjidir.

Doğmamış, Atfedilmemiş ve Biçimsiz Ganeşa Nasıl Doğdu?

Peki Doğmamış, Atfedilmemiş ve Biçimsiz Ganeşa Nasıl Doğdu?

İlginç bir doğum hikayesine hazır olun… Bir gün Ganeşa’nın annesi, Tanrıça Parvati, Kailash Dağı’nda banyo yapmaya hazırlanmaktaydı. Rahatsız edilmek istemediği için kocası Shiva’nın boğası Nandi’ye kapıyı korumasını ve kimsenin kapıdan geçmesine izin vermemesini söyledi. Nandi sadakatle görevinin başına geçti fakat Shiva eve geldiğinde -ve doğal olarak içeri girmek istediğinde- efendisine izin verdi. Parvati bu işe çok kızdı, en çok da kendisine Nandi’nin Shiva’ya sadık olduğu kadar sadık olan kimse olmadığı için içerledi. Bu yüzden yıkanmak için kullandığı zerdeçal ezmesini aldı, ona şekil verdi ve hayat soludu. Böylece Ganeşa’yı yarattı ve onun kendi sadık oğlu olduğunu ilan etti.

Ayrıca En İyi Yunan Mitolojisi Filmleri - Yunan Mitolojisini Konu Edinen 10 Film adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Fil Kafası?

Fakat Fil Kafası?

Hikâye bitmedi elbette. Devam edelim… Ganeşa’yı yarattıktan sonra, Parvati tekrar yıkanmak istediğinde bu sefer kapıya nöbetçi olarak oğlunu görevlendirdi. Ganeşa kapı nöbetindeyken Shiva eve geldi ancak bu tuhaf çocuk ona kendi evine giremeyeceğini söylemekteydi. Öfkesinden deliye dönen Shiva, ordusuna bu çocuğu yok etmesini emretti ama hiçbiri onu yok edemedi. Tanrıça’nın bizzat yarattığı oğlu olduğu için Ganeşa olağanüstü bir güce sahipti.

Shiva, Ganeşa’nın sıradan bir çocuk olmadığını anlayınca şaşırdı ve onunla kendisi savaşmaya karar verdi. Tabii Ganeşa’nın gücü ilahi babasına yetmedi. Shiva onun kafasını kopardı ve Ganeşa anında öldü. Parvati oğlunun öldüğünü öğrendiğinde o kadar sinirlendi ve hakarete uğramış hissetti ki tüm yaratılışı ortadan kaldırmaya karar verdi.

Yaratan kişi olan Lord Brahma, haliyle Parvati’nin bu kararına sıcak bakmadı ve ondan planını yeniden gözden geçirmesini rica etti. Parvati ise bunu yapacağına söz verdi, yalnız iki şartı vardı: Biri, Ganeşa’nın hayata döndürülmesi; ikincisi ise, diğer tüm Tanrıların sonsuza dek Ganeşa’ya ibadet etmesi…

Bu sırada sakinleşen ve hatasını fark eden Shiva da bu koşullara ikna olunca, Brahma’yı başı kuzeye dönük şekilde yürürken rastladığı ilk yaratığın başını getirmesi emriyle gönderdi. Brahma kısa süre sonra güçlü bir fil başıyla geri döndü. Shiva, bu fil başını Ganeşa’nın vücuduna yerleştirdi ve ona yeni bir hayat solurken Ganeşa’nın kendisinin de oğlu olduğunu ilan etti. Böylelikle Ganeşa, Tanrılar arasında en önde gelen Tanrı ve tüm ganaların lideri oldu.

Ganeşa’nın Maceraları

Ganeşa’nın Maceraları

Ganeşa’nın zekâ ve bilgelikle olan ilişkisini anlatan hikayelerden biri, ilk önce evlenmek için kardeşi Karthikeya ile girdiği rekabetidir. Kendi aralarında başlattıkları meydan okumaya göre, dünyayı çevreleyen ilk kim olursa ilk önce gelinini bulan da o olacaktır. Karthikeya hiç vakit kaybetmeden mavi tavus kuşuna biner ve hemen dünyanın dört bir yanına fırlar. Bu sırada Ganeşa, gelişigüzel bir şekilde ebeveynlerinin yanına gider, onları kucaklar ve kutsal Vedalar’dan şu sözleri söyler: Ebeveynini yedi kez kucaklayan dünyayı yedi kez kuşatmanın erdemini kazanır… Ve bu sözü üzerine kazanan ilan edilen Ganeşa, Prajapati’nin bir değil, iki kızıyla (Buddhi ve Siddhi) evlendirilir ve iki tane de oğlu olur: Kshema ve Laabha.

Ganeşa, ayrıca açgözlülük konusunda da bir üne sahiptir. Bir gün, çok fazla modaka (kurbanlık kek) yedikten sonra, daha kolay sindirebilmek için dev faresi Kroncha’ya binmeye karar verir. Ancak fare büyük bir yılanla karşılaşınca şaşırır ve korkuyla geri sıçrayarak Ganeşa’yı sırtından atar. Yüz üstü, tam karnı üstüne yere kapaklanan Ganeşa’nın karnı patlar ve az önce yediği tüm kekler ortalığa saçılır. Hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkan Ganeşa, yerden topladığı kekleri tekrar karnına tıkar ve karnı tekrar açılmasın diye yılanı da göbeğinin etrafına sarar. Ganeşa’nın tüm engellerin üstesinden gelme yeteneğinin bir simgesi olan yılan, başta kazanın nedeniyken hikâyenin sonunda yol açtığı hasarın çaresi olur.

O gün, karnındaki kekleri etrafına bir yılan bağlayarak tutmaya çalışan Ganeşa’nın maceraları bitmez ve gece vakti yolculuğuna devam ederken göklerden gelen bir gürültü duyar. Bu gürültü, Ganeşa’nın bir yılana sarılı olduğunu görüp kendilerini tutamayarak hunharca gülen Ay ve eşlerinin sesidir. Ganeşa bunu fark edince sinirlenir ve dişlerinden birinin ucunu kırarak aya fırlatır. Bu diş ayın tam suratına isabet edince birden tüm ışığı kaybolur. Ayın ışığı olmadan karanlık geceler, hırsızların ve kötü adamların uğrak yeri olur. Ta ki dürüst insanlar bu durumdan bıkana ve Tanrılara yalvarana kadar… Bunun üstüne Tanrılar Ganeşa’dan Ay’ı affetmesini rica ederler ancak Ganeşa kısmi bir bağışlama yapar. Böylelikle, Ay, yalnızca periyodik olarak sadece bir gece tam ışığını verir ve sonra yavaş yavaş kararır.

Ayrıca Hint Sinemasında 8 Önemli Oyuncu ve Hayat Hikayeleri adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Ganeşa’nın Sembolizmi

Ganeşa’nın Sembolizmi

  1. Büyük karnı, cömertliği ve tam kabulü temsil eder.
  2. Yukarı kaldırılmış eli korumayı tasvir eder. Bu, ‘’Korkma, seninleyim’’ anlamına gelir.
  3. İndirilmiş, avuç içi dışa dönük eli ise sonsuz bağış ve boyun eğme daveti anlamına gelir. Bu aynı zamanda bir gün hepimizin toprakta çözüleceğinin de simgesidir.
  4. Ayrıca tek yönlülüğü ifade eden bir tek dişe sahiptir.
  5. Kullandığı aletler bile semboliktir: Elinde Ankusa (uyanış) ve Paasa’yı (kontrol) taşır. Bu, uyanışla birlikte, uygun kontrol olmadan, altüst olabilen çok fazla enerji açığa çıkar anlamına gelir.
  6. Fil başlı Tanrı Ganeşa’nın fare kadar küçük bir şeyin üzerinde yolculuk etmesi de bize şunu anlatır: Fare, bağlanan ipleri kemirerek koparır. Burada fare, cehalet kılıflarını kesip Ganeşa tarafından temsil edilen nihai bilgiye götüren mantra görevi görür.

Sıkça Sorulan Sorular

Hindistan’da 300.000’den fazla Tanrı olduğuna inanılmaktadır. Birçoğu da Hinduizm Dini’nden gelen Tanrılardır. Fakat Hinduların en çok sevdikleri üç büyük Tanrıları vardır: Brahma (yaratıcı), Vishnu (koruyucu) ve Shiva (yok edici). Bunlar, Tanrı üçlemesi anlamına gelen Trimurti’yi oluşturmaktadır. 

Hindistan’da her sene 20 Ağustos ila 15 Eylül arasında gerçekleştirilen festival, bu zaman aralığında ailelerin inanışlarına göre farklı günlere ayrılmaktadır. Kutlamalar sırasında, evler ve tapınaklar bu inanışların ve mezheplerin dini simgeleriyle süslenmektedir. Ayrıca festival kapsamında Ganeşa’nın heykelleri de deniz, göl, nehir gibi herhangi bir suya atılmaktadır.

İlgili Yazılar