Frida Kahlo Kimdir? Frida Kahlo Hayatı, Eserleri ve Tarzı

  • Minik Tospik yazdı.
  • 17 Mayıs 2021
  • 57 okunma

Kimlik, insan vücudu ve ölüm gibi temaları ele alan tavizsiz ve parlak renkli otoportreleriyle tanınan, hatta otoportreleri her yerde karşımıza çıkan ikonik simgeler haline gelen Meksikalı sanatçı Frida Kahlo… Politikayla ilgilenmesi, trajik hayatı, çalkantılı ve büyük aşkı onu sanatının yanında bu kadar tanınan bir ressam yapan unsurlar arasındadır. Peki neler yaşamış bu geçmişin, çağının ve geleceğin güzellik algısına başkaldırmış kadın? Bakalım…

Yaşamının İlk Yılları

Yaşamının İlk Yılları

Kahlo, Macar asıllı Alman bir baba ve İspanyol - Kızılderili kökenli Meksikalı annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha sonra, sanatsal kariyeri boyunca Kahlo, sık sık atalarını karşıt ikililer olarak tasvir ederek kendi kimliğini araştırdı: bir yanda sömürgeci Avrupa tarafı, diğer yanda yerli Meksika tarafı. Çocukken hayatı boyunca katlanacağı rahatsızlığa, hafif bir topallamaya, neden olan çocuk felci nöbeti geçirdi.

Frida Kahlo, profesyonel bir fotoğrafçı olan babasına özellikle yakındı ve kendi resimlerinde de kullandığı ayrıntılara keskin bakışını babasının stüdyosunda ona yardım ederken kazandı. Resim dersleri almasına rağmen aslında bilime daha çok ilgi duyuyordu ve 1922’de, sonrasında tıp okumayı hedeflediği Mexico City’deki Ulusal Hazırlık Okulu’na girdi. Orada okulun oditoryumu için duvar resmi üzerinde çalışan ve daha sonra evleneceği Rivera ile tanıştı.

Ayrıca Dudak Uçuklatan Servetleriyle Dünya'nın En Zengin 10 Ailesi adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Otobüs Kazası

Otobüs Kazası

1925’te Kahlo, korkunç trafik kazası geçirdi ve ciddi şekilde yaralandı. Okul dönüşü bindiği otobüsün tramvayla çarpışmasıyla birçok yolcunun öldüğü kaza meydana geldi. Tramvayın parçalarından birisi sol kalçasından girerek leğen kemiği hizasından çıktı. Bu hasarı azaltabilmek için hayatı boyunca 30’dan fazla tıbbi operasyon geçirmesi gerekti. Yavaş yavaş iyileşirken kendi imkanlarıyla resim yapmayı öğrendi ve sık sık Eski Ustaların (Old Masters) sanatını çalıştı. İlk resimlerinden biri olan Kadife Elbiseli Otoportre’de (1926) Kahlo, karanlık arka plana karşı, stilize edilmiş dalgaları saran muhteşem bel boyu portresini yaptı.

Resim oldukça soyut olmasına rağmen Kahlo’nun yumuşak yüz modeli, onun gerçekçiliğe olan ilgisini gösteriyordu. Sanatının ilerleyen yıllarında stoacı bakışları zaten bellidir. Ayrıca abartılı derecede uzun boyun ve parmaklar Mannerist ressam ll Bronzino’ya olan ilgisini ortaya koymaktadır. İyileşmesinin ardından Kahlo, Rivera ile bir kez daha karşılaştığı Meksika Komünist Partisi’ne (PCM) katıldı. Bu dönemde bazı çalışmalarını Rivera’ya gösterdi ve resim sanatında onun da desteğini aldı.

Diego Rivera ile Evliliği

Diego Rivera ile Evliliği

1929’da Rivera ile evlendikten kısa bir süre sonra Kahlo hem kişisel tarzını hem de resim tarzını değiştirdi. Daha sonra markası haline gelecek olan geleneksel Tehuana elbisesini giymeye başladı. Bu elbise çiçekli bir başlık, bol bir bluz, altın takılar ve uzun fırfırlı bir etekten oluşuyordu. Frieda ve Diego Rivera (1931) adlı resmi sadece yeni kıyafetlerini değil, aynı zamanda Meksika halk sanatına olan yeni ilgisini de göstermektedir.

Bu resimde tema, önceki çalışmalarına göre daha düz ve daha soyuttur. Solunda duran Rivera, elinde mesleğinin araçlarını bir palet ve fırçalar tutmaktadır. Rivera resimde önemli sanatçı olarak görünürken yanında minyon ve ağırbaşlı Kahlo görüntüsünde, Rivera’nın elindeki eli daha önceki çalışmalarına göre daha koyu tenlidir. Bu görüntü, Rivera’nın Kahlo’nun bürünmesini istediği rolü anlatmaktadır: Meksikalı geleneksel bir eş.

Amerika Birleşik Devletleri’ne Seyahati

Amerika Birleşik Devletleri’ne Seyahati

Kahlo, bu resmi Amerika Birleşik Devletleri’nde seyahat ederken (1930- 1933), birkaç şehirden duvar resimleri için komisyon alan Rivera ile yaptı. Bu süre zarfında, birkaç tane erken sona eren zorlu hamilelikler geçirdi. Detroit’te düşük yaptıktan ve annesinin ölümünden sonra Kahlo, en üzücü eserlerinden bazılarını resmetti. Henry Ford Hastanesi (1932) resminde, çorak bir manzaranın ortasında bir hastane yatağında kanama geçirdiğini tasvir etti ve My Birth (1932)’de kefen giymiş bir kadının doğum yaptığı oldukça tabu bir sahne çizdi.

İlk Kişisel Sergiler

İlk Kişisel Sergiler

1933’te Kahlo ve Rivera, köprü ile birbirine bağlanan ayrı ayrı alanlardan oluşan yeni inşa edilmiş evlerine, Meksika’ya döndüler. Bu ev, sanatçılar ve politik aktivistler için bir buluşma noktası haline geldi ve çift, Leon Trotsky ve Kahlo’nun çalışmalarını destekleyen ve dönemin önde gelen sürrealistlerinden olan Andre Breton gibi önemli isimleri ağırladı.

Breton, Kahlo’nun ilk kişisel sergisinin broşürüne giriş yazdı ve onu kendi kendini yetiştirmiş bir sürrealist olarak tanımladı. Sergi, 1938’de, New York Julien Levy Galerisi’nde yapıldı ve büyük başarı elde etti. Ertesi yıl Kahlo, çalışmalarını daha geniş bir coğrafyaya yaymak için Paris’e gitti. Orada, saygı duyduğu tek kişi olan Marcel Duchamp da dahil olmak üzere birçok sürrealist sanatçıyla tanıştı. Aynı zamanda Louvre Müzesi, Frida Kahlo’nun eserlerinden biri olan The Frame’i (1938) satın alarak onu müze koleksiyonuna dahil edilen 20. Yüzyılın ilk Meksikalı sanatçısı yaptı.

Ayrıca Dünyada Modaya Yön Veren 7 Şehir adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

İki Frida ve Sonraki Eserler

İki Frida ve Sonraki Eserler

1930’ların ortalarında çok sayıda evlilik dışı ilişki evliliklerini baltalayınca çift, 1939 yıl yılında boşandı. Aynı yıl Kahlo, İki Frida da dahil olmak üzere en ünlü eserlerinden bazılarını resmetti. İki Frida’da, alışılmadık derecede büyük bir tuvale (1,73 x 1,73 metre), her biri Kahlo’nun karşı tarafını temsil eden, el ele tutuşan ikiz figürleri çizdi. Soldaki figür, Avrupa tarzı bir gelinlik giymiş -iddiaya göre Rivera’nın reddettiği taraf, sağdaki figür ise Tehuana kıyafetleri giymiş taraftır- Rivera’nın en sevdiği taraf.

Eserde yerli Kahlo’nun, yani sağdaki, tüm kalbi sergileniyordu ve ondan iki arter çıkıyordu: biri, sol elinde tuttuğu, Rivera’nın minyatür bir portresine uzanıyordu; diğeri ise, tamamen açığa çıkan ve içindeki anatomiyi ortaya çıkaran diğer Kahlo’nun kalbine bağlanıyordu. Avrupalı Kahlo’nun kalbinde, atardamarın ucu kesiliyor ve o beyaz elbisesine damlayan kan akışını durdurmak için cerrahi bir alet tutuyordu. Rivera ve Kahlo, 1940 yılında barıştı ve çift, Frida’nın Coyoacan’daki çocukluk evi La Casa Azul’a (Mavi Ev) taşındı.

Kahlo, 1943’te, Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Okulu La Esmeralda’ya resim profesörü olarak atandı. Hiçbir zaman tam anlamıyla sağlıklı olmayan Kahlo’nun sağlığı daha da kötüleşmeye başladı. Rahatlamak için sık sık alkole ve uyuşturuculara yöneldi. Bunun yanı sıra, 1940’larda da üremeye devam etti. Farklı saç stilleri, giysiler ve ikonografiye sahip çok sayıda Otoportre resmetti. Kendini, her zaman, meşhur olduğu duygusuz ve kararlı bakışlarıyla gösterdi.

1940’ların sonunda ve 1950’lerin başında, genellikle hastanede uzun istirahat gerektiren birkaç ameliyat geçirdi. Yaşamının sonlarına doğru, yürümek için yardım alması gerekiyordu. Dr. Farill’in Portresiyle Otoportre (1951) eserinde kendisini tekerlekli sandalyeyle tasvir etti. Kötü sağlığı, 1953’te, Meksika’daki ilk kişisel sergisine bir yatakta katılmasına sebep oldu. Bir yıl sonra La Casa Azul’da öldü ve ölümünün resmi nedeni kayıtlara pulmoner emboli olarak geçti.

Frida Kahlo Müzesi ve Ölümünden Sonraki İtibarı

Frida Kahlo Müzesi ve Ölümünden Sonraki İtibarı

Kahlo’nun ölümünden sonra Rivera, La Casa Azul’u onun hayatına adanmış müze olarak yeniden düzenletti. Fakat müze, Rivera’nın ölümünden bir yıl sonra 1958’de halka açıldı. Frida Kahlo’nun 1944- 1954 yıllarını kapsayan günlüğü ve mektupları 1995 yılında yayınlandı. Bir sanatçı olarak yaşamı boyunca hali hazırda başarıya ulaşmış olan Kahlo’nun ölümünden sonraki ünü, 1970’lerden itibaren istikrarlı şekilde büyüdü.

Belki de 20. yüzyılın en tanınmış sanatçılarından biri oldu ve 21. Yüzyılda ‘Fridamania’ olarak anıldı. Hayatının dramatik kısımları, otobüs kazasından kaynaklanan zayıflatıcı yaralanma, çalkantılı evlilik, sansasyonel aşk ilişkileri, aşırı içki ve uyuşturucu kullanımı ölümünü izleyen yıllarda birçok kitap ve filme ilham oldu.

Sıkça Sorulan Sorular

2003 yılında çıkan, Frida isimli film Kahlo’nun hayatını anlatan filmde, Frida rolünü Salma Hayek, Rivera’yı ise Alfred Molina canlandırmaktadır. IMDB puanı 7,4 olan film aynı zamanda makyaj ve özgün müzik dallarında Oscar kazanmıştır. Ayrıca 2005 yılında, The Life and Times Of Frida Kahlo isimli bir belgesel yapılmıştır.

Çoğunlukla otoportreler resmeden Kahlo, hem döneminin hem de sonrasının sanatçıları ve eleştirmenleri tarafından genellikle sürrealist olarak tanıtılmıştır. Fakat kendisi bu tanımı kabul etmez ve şöyle açıklar: benim resmettiğim şeyler hayallerim değil, yaşadığım gerçekler.

İlgili Yazılar

Doğan Cüceloğlu Kimdir?

  • 17 Mayıs 2021