Kadınların Bağışıklık Sistemi Erkeklere Göre Daha Mı Güçlü?

  • Minik Tospik yazdı.
  • önceki ay
  • 73 okunma

İnsanın hangi cinsiyete sahip olduğu sağlık açısından oldukça önemlidir. İnsanın üreyebilmesi ve türünün devam edebilmesi yönünden bakıldığında, kadın sağlığı toplum sağlığını kapsayacak öneme sahiptir.

Kadınlarla erkeklerin yaradılıştan bu yana girdikleri amansız güç mücadeleleri süredursun, bilim ve tıp kadınların erkeklerden daha güçlü olduğunu söylüyor. Hangi açıdan derseniz, bağışıklık sisteminin gücü açısından… stres ve travma ile başa çıkma, kansere yakalanma riskinin düşüklüğü veya enfeksiyon hastalıklarına yakalanma azlığı gibi unsurlar kadınların bağışıklık sisteminin erkeklere göre daha dirençli, daha güçlü olduğunun önemli göstergeleri.

Bu yazı içeriğimiz için, kadın ve erkeğin bağışıklık sistemleri üzerine yapılmış çalışmaları ve incelemeleri araştırdık ve ilginç veriler elde ettik.

Kromozom Farklılıkları

Kromozom Farklılıkları

Cinsiyet özelliği genlerin X ve Y kromozomlarının dağılımıyla şekillenmektedir. Kadın cinsiyetinin oluşumunda 2 adet X kromozomu birleşirken erkek cinsiyetinin oluşumu için 1’er adet X ve Y kromozomu birleşir. Dişi embriyonun gelişmesi sürecinde X kromozomlarından biri tüm hücre içlerinde etkisizleştirilir. Ancak bazı genler bu etkisizleştirmeye maruz kalmaz. Bu da kişinin aynı genin iki farklı sürümüne sahip olmasına neden olur.

Uzman araştırmacıların yaptığı kimi deneyler cinsiyete bağlı bağışıklık sistemi farklılıklarının kısmen mikroRNA (herhangi şekilde protein üretmeyecek olan tek zincirli RNA molekülleri) parçacıklarından kaynaklandığını ortaya koymuştur. MikroRNA molekülleri belirli bazı genleri (Örneğin hastalıklı genleri) etkisizleştiriyor. Y kromozomu mikroRNA içermiyor. Ancak X kromozomu hücre içerisinde bulunan bütün mikroRNA’nın %10 kadarını içeriyor.

Bu durum, yani hücreyi koruma ve savunma özelliği bulunan MikroRNA moleküllerinin Y kromozomlarında bulunmayıp X kromozomlarında bulunuyor olması,  kadınların hastalıklara yakalanmama hususunda erkeklere göre neden avantajlı olabildiklerini anlamamızı sağlıyor.

Genetik etmenlerin yanı sıra cinsiyet hormonlarının da bağışıklık sisteminin direnci hususunda etkili olduğu söylenmektedir. Erkeklik hormonu olan testosteron hormonu erkeklerde daha çok salgılanır. Ancak bu hormon bağışıklığı zayıflatan negatif etkiye sahiptir. Kadınlık hormonu olan ve kadınlarda daha çok salgılanan östrojen hormonu ise bağışıklık sağlayan hücreleri hem çoğaltır hem de etkinliğini yükseltir. Böylelikle kadınlar enfeksiyonal hastalıklara yakalandıkları zaman erkeklere göre daha çabuk iyileşme göstermektedir.

Kadınların bağışıklıklarının daha güçlü olması bazen iyi netice de vermiyor. Hücre koruyuculuğunun yüksek olması bağışıklık sisteminin aşırı duyarlılığı bazen organizmanın kendi dokularına karşı atağa geçmesine yol açabiliyor. Bu da şu sonucu doğuruyor: Tip 1 diyabet, romatoid artrit, sedef hastalığı gibi “otoimmün hastalıklar” yani özbağışıklık hastalıkları kadınlarda daha çok görülüyor. (%78 oranında)

Ayrıca Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler adlı yazımıza göz atın!

Kadınların Bağışıklık Sistemi Daha Güçlü

Kadınların Bağışıklık Sistemi Daha Güçlü

ABD Pensilvanya Üniversitesi’nde bu konu ile ilgili yapılan araştırma da bilim insanları, kadınların bağışıklık sisteminin erkeklere göre daha güçlü olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular yine kromozomlarla ilgili: Kadınlarda 2 adet X kromozomu bulunması ve barındırdığı ‘IgM’ olarak ifade edilen antikor molekülleri vücutta enfeksiyonlara karşı ilk direnişi göstererek mücadele ediyor ve X kromozomu sürekli antikor salgılıyor.

Bu araştırmayı yapan bilim insanları antikor üretiminin hastalıklara karşı direnci arttırdığını ve bağışıklığın oluşmasında üstünlük sağladığını açıklıyor ve erkeklerin bundan yoksun olmalarının onları virüs ve bakterilere karşı kadınlara kıyasla daha savunmasız yaptığını belirtiyorlar.

Kadınlar Daha mı Uzun Yaşıyor?

Kadınlar Daha mı Uzun Yaşıyor?

Araştırmalar böyle söylüyor… Bunun nedeni de elbette yine kadınların bağışıklık sisteminin daha güçlü olması!

Bedenimizin dış etkenlere karşı savunma mekanizması yaşlandıkça azalıyor. Kadınlar yaş alsalar da hastalıklara karşı daha dirençliyken erkeklerin hastalıklara direnci daha düşük olduğundan yaşam süreleri de kadınlara göre kısa olabiliyor.

Yürütülen bazı araştırmalarda, bağışıklık düzeylerine dair kimi testler, kişinin biyolojik yaşı ile ilgili ipuçları veriyor. Bağışıklık sistemi hastalıklar karşısında direnci arttırsa da, düzgün çalışmadığı zamanlarda da tersi şekilde hastalığa yol açabiliyor.

Bu araştırmalarda test edilen durum; bağışıklık sisteminde, yaşla ilgili değişikliklerin erkek ve kadının ortalama yaşam süresi arasındaki farkı etkileyip etkilemediği idi. Araştırmada yaşları 20-90 arası ve sağlıklı; 356 erkek ve kadından kan örnekleri alındı; vücut direncinde etkili akyuvarlar ile sitokin moleküllerinin seviyeleri incelendi. Hem erkeklerde hem de kadınlarda yaş yükseldikçe akyuvar düzeylerinin azaldığı belirlendi.

Ancak bağışıklık sisteminin iki ana unsuru olan B ve T lenfosit hücrelerinin kadınlarda ve erkeklerde yaşa bağlı olarak farklılaştığı gözlemlendi. B hücreleri antikor salgılayan hücreler; T hücreleri ise vücudu enfeksiyonların türüne göre koruyor. Erkek deneklerde yaşla beraber bu iki hücrenin kadınlara göre daha hızlı şekilde azaldığı görülmüştür. Ek olarak sitokin molekülü de yaş ilerledikçe erkeklerde daha çok azaldığı belirlenmiştir.

Bu araştırmaların neticesinde uzmanların bildirdikleri sav şu: Kadınların bağışıklık sistemindeki değişkenlerin erkeklere göre daha yavaş gerilemesi kadınların daha uzun ömürlü olmasını açıklamaktadır.

Özetle kadınların bağışıklık sisteminin geç yaşlanması, biyolojik olarak geç yaşlanmalarının ve erkeklere göre daha uzun ömürlü olmalarının nedeni olabilir.

Sağlıksız Alışkanlıklar ve Etkileri

Sağlıksız Alışkanlıklar ve Etkileri

Uzmanlar dış etkenler bakımından ele alındığında, enfeksiyon hastalıkları karşısında kadın ve erkek bedenlerinin farklı tepkiler vermesinin nedenlerinden birinin, genel olarak erkeklerin fiziksel olarak kendilerine iyi bakmamalarından kaynaklanıyor olabileceğini belirtmektedir. Erkekler kadınlara kıyasla daha az el yıkadıkları, hijyen kurallarına çok fazla özen göstermedikleri, kadınlardan daha fazla yemek yedikleri ve obeziteye daha meyilli oldukları, daha çok sigara içip, daha çok alkol kullandıkları için hastalıklara yakalanma riskleri de daha yüksek olabiliyor.

Özellikle sigara; akciğer hastalıkları, kanser, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi hastalıklar için başlıca risk unsuru. Çin’de yapılan anket çalışmasında sigara içme oranları kadınlarda %5 erkeklerde ise %50 olarak tespit edilmiştir. Keza İtalya’da yürütülen benzer çalışmada tüm yaş gruplarında erkeklerin kadınlardan daha çok sigara kullandıkları belirlenmiştir.

Dolayısıyla biyolojik risk unsurlarının yanı sıra davranış farklılıkları ya da sağlıksız davranışlar erkeklerin bağışıklık sisteminin kadınlara göre daha az dirençli olmasına yol açabiliyor.

Erkekler Coronavirüse Kadınlardan Daha mı Yatkın?

Erkekler Coronavirüse Kadınlardan Daha mı Yatkın?

Süreç içerisinde sıradan insanların bile cevabını bizzat gözlemlediği bu soruya uzmanların yanıtı da ‘Evet’ oldu. Yine İtalya’da yürütülen bağlantılı araştırmada bu hastalığı yakalanan insanların yaklaşık %53’ünün erkek olduğu görülmüştür. İtalya’da 15 bin civarındaki ilk vakalarda %68 oranında erkek ölümü gerçekleşmiştir. Çin’de yayımlanan raporda yaklaşık 45 bin vakada erkek oranının %1,1 fazla olduğu açıklanmıştır. Yani son iki yılı kâbusu olan bu hastalığa yakalanma riskinin de kadınlardan çok erkeklerde olduğu görülmektedir.

Ayrıca Himalaya Tuzu Faydaları Nelerdir? Hangi Hastalıklara İyi Gelir? adlı yazımıza göz atın!

Kadınların Erkeklere Göre Dezavantajlı Olduğu Rahatsızlıklar

Kadınların Erkeklere Göre Dezavantajlı Olduğu Rahatsızlıklar

Kimi hastalıklar yalnızca kadınlara ya da erkeklere özgü olabilir. Hem kadınların hem erkeklerin yaşayabildiği bazı ortak sağlık problemlerinde ise kadınların hastalıktan ya da sorundan daha çok etkilenebildiği belirtilmektedir. Söz gelimi kısırlık… Sorun erkeğe dahi ait olsa uygulanacak tedavi yönteminin etkilerini en çok yaşayan kişi kadın olmaktadır. Kadın ve erkeklerin hormonal farklılıkları hatta farklı üreme organlarına sahip oluşları sağlık problemlerinin niteliğini değiştirdiği gibi gebelik bile başlı tek başına kadın sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir.

Bu bilgiden hareketle kadınların erkeklerden daha fazla etkilendikleri rahatsızlıklar ise şöyledir:

  • Osteoporoz (Kemik Erimesi) Kadınlarda Daha Yaygın

Kadınların kemik kütle yoğunluğu erkelere kıyasla daha düşük olduğu için kadınların osteoporoz sorunu yaşama riskleri daha fazladır.

  • Kadınlarda Depresyon Riski Daha Fazla

Dünya Sağlık Örgütüne göre cinsiyet ruh sağlığı açısından belirleyicidir. Örneğin kadınların adet döneminde yaşadığı gerginlik ya da depresif hallere hormonal unsurların etki ettiği söylenmektedir. Halk arasında çikolata kisti diye bilinen endometriozis kronik ağrılara sebep olabildiği gibi uyku bozukluklarına ve depresyona da yol açabilmektedir. Ancak erkeklerde de yaşadıkları ruhsal değişimlerin getirdiği olumsuzlukları kabul etmeme ve tedaviyi reddetme olasılığı daha yüksektir.

  • İdrar Yolu İltihaplanmaları Kadınlarda Daha Yaygın

Kadınların %40 kadarının hayatlarında en az 1 kez idrar yolu iltihaplanması yaşadıkları araştırmalarla ortaya konmuştur. Erkeklerde ise bu oran çok düşüktür. Uzmanlar kadının anatomik yapısının bu soruna yatkınlığı arttırdığını belirtiyorlar; kadının üretrası anüse yakın bölgede bulunması anüste üreyen bakterilerin üretraya geçmesine yol açabiliyor. Menopoz süreciyle birlikte östrojen seviyelerinin azalması da kadınları daha sık idrar yolu iltihaplanmasına maruz bırakabiliyor.

  • Menopoz Sürecinde Kadınlar Ciddi Sağlık Sorunları Yaşayabiliyorlar

Menopoz döneminde kadının hayatı ve yaşam kalitesi, meme ve yumurtalık kanseri riskini arttırabilmektedir. En ciddi problemlerden biri, menopozla beraber yaşanan osteoporozdur. Osteoporoz kadının erken yaşlanmasına yol açabilir ve daha ileri zamanlarda ev kazaları ve düşmelerle oluşan kemik kırılmaları hem yaşam kalitesini hem de hem de yaşam süresini olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu süreçte ek olarak organ sarkması ve buna bağlı pelvik ağrılar; cinsel ilişkide yaşanabilecek sıkıntılar ve idrar kaçırma sorunları da yaşanabilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Andropoz, genel olarak erkeklerde cinsel işlev bozukluğu, uyku sorunları, kaslarda ve kemiklerde doku kaybı, kaygı, öz güven kaybı, depresyon, hırçınlık, motivasyon kaybı gibi pek çok değişiklik olabilmekte ve daha ciddi sağlık sorunları yaşanabilmektedir.

Avustralya’da yapılan çalışmada yaklaşık 17 bin rahim kanseri hastası incelenmiş ve içlerinde gebelik yaşayanların rahim kanserine yakalanma olasılığı %40 oranında bulunmuştur. Uzmanlar, kadınların her gebeliğinin rahim kanseri oluşumunu önlemeye yardımcı olabildiğini belirtmektedirler.

İlgili Yazılar