Anadolu’da Yaygın Olan Örf ve Adetler

  • Fikir Mühendisi yazdı.
  • 5 Şubat 2021
  • 81 okunma

Örf ve adetler, tarihimizde önemli yer tutan toplumca bir şekle dönüştürülmüş inançların ve kuralların bütünü olarak sayabiliriz. Esasında örf ve adetler tanımı, yazılı olmayan bir hukuk kuralı olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta dünya üzerinde örf ve adetler hukukunu uygulayan başta İngiltere olmak üzere pek çok ülke yer almaktadır. Hukuk kurallarının yaptırımsal gücünün toplum tarafından kınanma, baskı ve kimi zaman uzaklaşma yoluyla karşılık bulduğu sorunlara karşı, örf ve adetlerde genel kanı yaygın olarak görülmektedir.

Geçmişten bugüne medeniyetler beşiği sayılmış Anadolu’da halen örf ve adetler namına bazı yapılagelen işler, gelenekler mevcuttur. Cümlelerde sıklıkla geçen adet olunduğu üzere ifadesi gibi, adetlerden sayacağımız pek çok davranış vardır. “Kız isteme”, “Kına Gecesi”, “Görücü yoluyla evlenme”, “Gelini hamamda görmek”, “Gelin arabasının süslenmesi”, “Bayram ziyaretleri”, “Asker uğurlaması” , “Büyüklerin elinin öpülmesi” gibi daha sayacağımız onlarca gelenek, adetler olarak halen günümüzde yer tutmaktadır. Şimdi, Anadolu’yu bu ilginç adetleri ve örfleri ile birlikte bu yazımızla turlayarak, bir de onların gözünden bakarak değerlendirmeler yapmaya başlayalım.

Ayrıca dünyadaki en ilginç ve tuhaf gelenekleri merak ediyorsanız, linkteki yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.

İşte, Anadolu’da yaygın olan örf ve adetlerimiz..

1. Penceredeki Çiçeklerin Rengi

Penceredeki Çiçeklerin Rengi

Özellikle İç Anadolu kentlerinden birine ziyarete gittiğinizde, kasaba tarzı az nüfuslu alanlarda yaşayan hanelerin pencerelerinde görebileceğiniz çiçekler dikkatinizi çekebilir. Tabii çiçekler ne hoş deyip aklınızdan sadece onları izlemek de geçebilir. Fakat bu çiçeklerin renginin bir anlamı olduğu da o bölgede yaşayan çoğu insanca bilinir. Örneğin; kırmızı çiçekler, gül veya begonya çiçeği, o hanede evlenme çağında genç kızların olduğu yönünde bir anlam taşır. Sarı çiçek, evde hasta bulunduğuna, gürültü veya taşkınlık yapılmaması gerektiğine dair bir uyarıyı işaret eder.

2. Kahve ve Su

Kahve ve Su

Osmanlı’dan bu yana sürmekte olan bir gelenektir konuk gelen kişiye kahve yanında su ikram etmek. Konuk, kahve ve suyu ikram aldığında önce suyu içerse, bu misafirin aç olduğu anlamına gelmekteydi. Buna göre hazırlıklar yapılır ve konuğa yiyecek ikramı yapılırdı. Nezaketin şekil bulmuş hali olan bu tavır, aslında iyiliğin nazikçe yapılması gerektiğine dair ne güzel bir örnek değil mi?

3. Sadaka Taşı

Sadaka Taşı

Günümüzde maalesef izlerine pek fazla rastlanmayan, fakat eski toplumlarımızda sıkça uygulandığı bilinen sadaka taşına para bırakma eylemi, maddi olarak yoksunluk çekip bunu dile getiremeyen insanlar için düşünülmüş bir adettir. Dilenme ya da yardım isteme konusunda hassas olan kişiler, gündüz taşa bırakılan paralardan gece vakitlerinde ihtiyacı kadarını kendisine alırdı.

4. Tuzlu Kahve

Tuzlu Kahve

Günümüze kadar gelen, aslında hem dayanması zor hem de eğlenceli bir durumu ifade eden bir gelenektir. Halen espri kaynaklı bazen filmlerde, bazen kitaplarda adına rastlayabileceğimiz tuzlu kahve içme örneği, kız isteme gününde yapılan bir etkinlik. Kız istemeye gelen ailenin diğer fertlerine normal kahve sunulurken, damada bir fincan tuzlu kahve ikram edilir. Kahveyi içen damadın tuzun yakıcılığına katlanması aslında bu evliliğe, eşine vereceği değerle bağdaştırılır.

5. Bayram Ziyaretleri

Bayram Ziyaretleri

Dini bayramlarımızda halen yapılagelmekte olan bir gelenektir. Aileler veya aileden uzak yaşayan yaşça daha küçük bireyler, bayram ziyaretlerini kendisinden büyük yakınlarına veya komşularına yapar. El öpme adetinin, dini bayram adeti olduğu, geçmişten günümüze gelen bir adet olduğu bilinir. Saygıyı ifade eden davranışları gören yaşlı büyüklerimiz, bayram günlerinde ziyarete gelineceği fikriyle hazırlıklar yaparlar. Vefat etmiş olan aile büyüklerin de kabirleri ziyaret edilir, dualar okunur. Günümüzde kırsal şehirlerde, Anadolu’da yaygın olan bu gelenek, büyük şehir kentlerinde, iletişim zorlukları ve bayramı bir tatil hediyesi görenlerin çoğalması ile maalesef değerini günden güne yitirmektedir.

6. Kurşun Dökme

Kurşun Dökme

Kurşun dökme geleneği, evlilik çağına gelmiş kişiler, kısmetinde sorun olduğuna inanılanlar, nazara geldiği düşünülen veya hastalanmış kişilere uygulanan bir gelenektir. 2500 sene öncesi Amasya’da ilk olarak uygulandığı ve dökülen kurşun parçalarından tespit olunduğu bilinen bu adeti uygulayan kişinin tecrübeli kişilerden el alması var sayılır. Kurşun dökülen kişinin üstüne gerilen çarşaf üzerinde yapılan işlem, tehlikeli ve hassas bir işlem olması nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Kurşun dökülürken genellikle Ayetel Kürsi, Felak, Nas dualarının okunduğu bilinmektedir.

7. Asker Uğurlama

Asker Uğurlama

Halen günümüzde de pek çok şehirde yapılan adetlerden biri de asker uğurlama törenidir. Askerlik görevi için memleketinden ayrılacak olan gencin, erkek arkadaşlarıyla birlikte yaptığı bu kutlamanın, moral vermesi açısından yapıldığı düşünülür. Bir nevi düğün gibi bir eğlencenin yapıldığı o günde, askere gidecek olan gencin omuzlarına sarılan kırmızı oyalı tülbent, o kişinin kendisi olduğu yönünde bir emaredir. Asker uğurlama eğlencesi 2 hafta öncesi başlar. Davul ve zurnanın törene eşlik ettiği o gün asker, üniformasıyla katılmak zorundadır. Arkadaşlarınca 3 kez omuzlardan havaya atılan asker için fetih duası okunur ve hediyeler sunulur.

8. Kız İsteme

Kız İsteme

Kız isteme adeti, birbirini seven ve evlenme çağında olan gençlerin, evlenmesi maksadıyla düşünülmüş bir gelenektir. Damat ve aile büyüklerinin birlikte çiçekler ya da bir kutu çikolata ile gelin evine geldiği süreçtir. Evlenecek kız, isteme faslına geçilmeden önce gelin adayı olarak kahveyi hazırlar. Kahveler içilmeye başlandığı esnada, "Allah'ın izni, Peygamber'in kavli" ile diyerek kız istemenin giriş cümleleri ile isteme töreni gerçekleşir.

9. Kırmızı Kuşak Bağlamak

Kırmızı Kuşak Bağlamak

Gelin evinden kız almaya giden damat ve ailesinin, bakire bir genç kızla evlenmek üzere olduğunu simgeleyen kırmızı kuşak, Anadolu’da düğün öncesi uygulanan bir gelenektir. Gelinin ağabeyi ya da erkek kardeşi tarafından gelinin beline bağlanır. Haneye gelen damadı, gelin, belindeki kırmızı kuşağı ile karşılar. Hüzünlü bir veda anını da yansıtan bu gelenek, nesilden nesile aktarılarak bugün de halen varlığını sürdürmektedir.

10. Damat Tıraşı

Damat Tıraşı

Anadolu’da düğün telaşı içinde olmazsa olmaz geleneklerden biri de damat tıraşıdır. Evlenecek olan damat düğün günü, sinek kaydı (günümüz modasında pek geçerli olmasa da ☺️) tıraş olmak zorundadır. Günümüzde de halen uygulanan bu gelenek, hafta sonu berberler, kuaförlerin kapalı olmasına rağmen, onlara özel bir imtiyazla birlikte açıldığı bilinmektedir.

11. Kına Gecesi

Kına Gecesi

Günümüzde, birçok ülkede ve modern şehirlerde bekarlığa veda partisi adı altında yapılan eğlencelerin Anadolu’da eskiden beri yapılageldiği bilinir. Kına gecesi, bekarlığa veda edecek olan genç kızın, avucuna kınanın sürüldüğü, karşılığında yarım altın verildiği bir gelenektir. Kına gecesinde, gelini ağlatan ağıtlar, şarkılar söyleme esası yaygındır. Aileden ayrılma hüznünü yoğun bir şekilde işleyen bu gecede, misafirler ağırlanır. Geç saatlere kadar eğlenceler tertip edilirdi.

12. Sünnet Düğünü

Sünnet Düğünü

Ailenin erkek çocuğunun 1 yaşından başlayarak, 12 yaşına kadar sünnet olma geleneği, aynı zamanda Müslüman toplumu olmanın gereklerinden biridir. Sünnet olan çocuğun, erkekliğe ilk adım attığı düşünülür. Ardından mevlit okutma veya düğün şeklinde bu gelenek devam ettirilmektedir.

13. Lohusa Şerbeti Dağıtmak

Lohusa Şerbeti Dağıtmak

Yeni doğum yapan kadınların, kendilerini ziyarete gelen misafirlere yapmış olduğu bir şerbettir. Adet olunduğu gibi, şeker, su, karanfil taneleri ve tarçınla hazırlanan o güne has bir içecek türüdür. Anadolu’da süregelen bir adet olup, hala bu geleneğin sürdürülmektedir.

14. Oturma Adabı

Oturma Adabı

Oturma adabının da önemli bir beden dili sayıldığını biliyoruz. Özellikle ataerkil toplumların ağırlıkta olduğu bazı yörelerde ve kentlerde, saygıyı temel alan bazı durumlara dikkat edilmektedir. Aile eşrafında, ailenin ileri gelen büyüğünün karşısında bacak bacak üstüne atmak, saygısızlık olarak addedilmektedir. Atalarımızdan bu yana devam eden mesafeli tutumun, ataerkil yapısına uyumu, ilişkilerin şekillenmesinde önemli olduğuna inanılmaktadır.

15. Hitap Şekli

Hitap Şekli

Hitap şekli, günümüzde kuşkusuz sadece Anadolu’da değil, pek çok şehir ve bölgemizde önem taşır. Bizden yaşça büyük insana adıyla hitap etmek, ya da siz ifadesi yerine gayri-resmi sen diliyle konuşmak, bir yerde saygısızlık olarak düşünülmektedir.

16. Selam Vermek, Selam Almak

Selam Vermek, Selam Almak

Aslında selam verip, almanın bize has bir görgü kuralı olduğunu söylemek tabii ki doğru olmaz. Artık gelişen dünya düzeninde, bir ortama girildiğinde, kişileri selamlamak, tokalaşmak veya öpmek, bir saygı kadar nezaket kuralıdır. Anadolu’da özellikle Allah’ın selamı üzerinize olsun anlamına gelen “ Selamün Aleyküm” sözüne karşın “Aleyküm selam” şeklinde karşılık verilmesi adettir. Bu kurala uymayan veya unutan kişilere tuhaf gözle bakıldığı, selamımı almadı şeklinde düşüncelere yol açtığı da bilinmektedir.

17. Ramazan Ayı Gelenekleri

Ramazan Ayı Gelenekleri

Halen Ramazan ayı gelenekleri, ülkemizde devam etmektedir. Sahur vakti, kişileri ağır uykusundan uyandırmak amaçlı, davulunu çalarak yüksek sesle mani okuyan ramazan davulcuları, camilere asılan 11 ayın sultanı şeklinde mahyalar, dikkat çekmektedir. Ayrıca ramazan ayının sembollerinden olan pide sofraların milli yiyeceklerinden olmuştur. Anadolu’da iftar vakti birçok hane orucunu hurma ile açmaktadır. Ramazan ayına özgü, Feshane şenlikleri yapılır, perde tiyatrosu Karagöz ile Hacivat oynatılıyordu. İhtiyacı olan yoksul ailelere kumanyalar hazırlanılır. İftar yemeği vermek üzere misafir ağırlamak da yine sayabileceğimiz geleneklerimiz arasında yer almaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Örf ve adetler, eski zamanlardan bu yana atalarımızdan bizlere görgü ve davranış biçimleri olarak bizlere ulaşmıştır. Toplumun kaynaşması, ortak değerlere uyulması, kuşkusuz o dönemler için birlik, hasenat duygusunu arttırmaktaydı. Bayramlarda küskün olanların barışması, ziyaretlerle kişilerin sıklıkla hatırlanması, güzel hissettiren duygulardır.

Örf ve adetler, gelenek olarak adlandırabileceğimiz, alışılagelmiş tutumlardan ibarettir. Yazılı bir kaynak değildir. Her şehrin, bölgenin kendisine has farklı adetleri olabilir. Ayrıca bilinmeyebilir. Fakat özellikle, insanı huzursuz eden bazı davranışlarla, örf ve adetlere karşı bir tutum izlenirse, bunun yaptırımı o kişinin dışlanması, beklediği saygıyı görememesi gibi tutumlara neden olabilir.

Anadolu adetleri arasında, bir hanede vefat eden biri olduğunda misafirlere helva dağıtılması vardır. Kurban kesme adeti, gelinin duvağının açılması için karşılığında yüz görümlüğünün alınması, yeni eve geçen kişilere ev hediyesi götürülmesi de adetlerden bazılarıdır.

İlgili Yazılar