Rasim Öztekin'in Hayatı, Sanatı ve Bilinmeyen Yönleri

  • Minik Tospik yazdı.
  • 6 gün önce
  • 30 okunma

Oyunculuğu ile göz dolduran, ustalığı konusunda şüpheye yer bırakmazken babalığıyla da kalbimize kazınan, güldüren, güldürürken düşündüren tiyatromuzun 5. Kavuklusu Rasim Öztekin… Küçüğünden büyüğüne herkesin bildiği, adını bilmese bile yüzünü tanıdığı, oyunculuğunu sevdiği usta oyuncu geçtiğimiz aylarda zamansız gidişiyle tüm sevenlerini derinden üzmüştü. Gidenin arkasından onu özlem ve keyifle anmaktan başka yapılacak şey kalmıyor maalesef. İşte bu yüzden, sizin için evimizin Fehmi Baba’sını, uzayımızın Bob Marley’ini, Rasim Öztekin’i araştırdık. Hayatı, sanatı ve bilinmeyen yönleri…

Öztekin Ailesi

Öztekin Ailesi

Rasim Öztekin 14 Ocak 1959 tarihinde, İstanbul’da Şükran ve Atilla Fazlı Öztekin’in çocuğu olarak hayata gözlerini açtı. Aile ortamı için epey modern ve çağdaş olduğunu söylemek mümkündür; Öztekin hanesinde her şeye demokrasi ile karar verilirdi. Ailesi her yaşında Rasim’i kararlarında destekliyor, hep yanında olduklarını hissettiriyordu. Belki de Türk tiyatrosunun doğal yetenekli özel oyuncu kazanmasının sebebi bu demokratik ortama dayanıyordu…

Ayrıca Ferhan Şensoy'un Hayatı, Sanatı ve Hakkında Bilinmeyenler adlı yazımıza göz atın!

Galatasaray Lisesi Mevzusu

Galatasaray Lisesi Mevzusu

Galatasaray Lisesi’nde eğitiminin bu kademesini tamamlayan Rasim Öztekin, ilk şanslı adımlarını da burada attı desek yeridir. O zamanlar bilincinde olmasa da ortaoyunu geleneğinin sembolü olan ve yıllar sonra kavuğu kendisine devredecek olan ustası Ferhan Şensoy, okuldan tanıdığı ağabeyiydi. Hatta yıllar sonra ikisi de artık usta sanatçılar olmuşken verdiği röportajda kendisine göre Şensoy’un gerçek hayatta da ağabeyi olduğunu söyleyecekti. Ayrıca okuduğu liseye karşı beslediği vefa duygusunu ve güzel düşüncelerini ömrü boyunca taşıyacak ve her fırsatta dile getirecekti.

Gazetecilik Mi Oyunculuk Mu?

Gazetecilik Mi Oyunculuk Mu?

Eğitim safhalarından üniversiteye geldiğinde, hayali olan gazeteciliği tercih etti ancak bu mesleğin esasında kendisine uygun olmadığını fark etmesi çok uzun zaman almadı. Uygunluğun da ötesinde, Öztekin için dönüm noktası olacak noktada önemli kararı vermesi gerekiyordu. Kararı eğitimini yarıda kesmek yönünde oldu. Seneler sonra, aslında gazetecilik yapmadığını, hayatının büyük kısmının tiyatro tarafından doldurulduğunu söyleyecekti. Hatta üniversiteye başladığı dönemde profesyonel, tanınan oyunculardandı. Haliyle gazetecilik yapmayı ciddi şekilde düşünseydi bile tiyatronun buna müsaade etmeyeceğini çoktan anlamıştı.

Çünkü oyunculuk, düşündüğünden daha fazla yerleşmişti gönlüne… Okul bittiğinde oyunculuğu bıçak gibi kesip gazetecilik yapmak ne içine siniyordu, ne de mantıklı geliyordu. Kararını verdikten sonra artık geriye yalnızca lise sıralarında okurken hiç planlamadan başlayan tiyatro kariyerinin hayatını biçimlendirmesine izin vermekti.

Peki, Rasim Öztekin Hayatına Sinsice Sızan Tiyatro ile Nasıl Tanıştı?

Peki Rasim Öztekin Hayatına Sinsice Sızan Tiyatro ile Nasıl Tanıştı?

Aslında Rasim Öztekin, Galatasaray Lisesi’nde okurken Tiyatro kolunu seçmişti ancak seçiminin sebebi bu konuda iddialı olması değildi. Kolun başkanı olmuştu ama gözü oyunculukta değildi; arkadaşlarına siz oynarken ben de oyunların idari işlerini yürütürüm demişti. Ta ki ‘72. Koğuş’ oyunun oynanmasına karar verilene kadar… Oynanacaktı oynanmasına ama oyuncu kadrosu tamamlanamıyordu. Öztekin en sonunda kendi deyişiyle ‘berbat’ rolünü oynamaya mecbur kalmıştı. Sahnenin tozunu yutan usta sanatçı bu işi aslında sevmişti de… Sahnede gözü yokken yavaş yavaş ve aslında aniden sahnenin parçası haline gelmişti.

Tiyatroya Devam…

Tiyatroya Devam…

1977 senesinde Kadıköy Halk Eğitim, İstanbul Akademik Sanatçılar Topluluğu ve daha sonra Nöbetçi Tiyatro’da devam ettirdiği amatör tiyatro çalışmalarının arkasından profesyonel çalışmaları geldi. Takvimler 1980’i gösterdiğinde, Ferhan Şensoy’un ‘Ortaoyuncular Topluluğu’na katıldı. Artık profesyonel tiyatro sanatçısıydı, üstelik Şensoy’un topluluğunda… O zamandan sonra artık ağabey-kardeş ilişkileri pekişmeye başlayacaktı. 1992’ye dek ‘Şahları Da Vururlar’, ‘Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı’, ‘İçinden Tramvay Geçen Şarkı’, ‘İstanbul’u Satıyorum’ gibi pek çok önemli oyunda rol aldı.

Meslek Tamam, Şimdi Aile Kurma Zamanı

Meslek Tamam, Şimdi Aile Kurma Zamanı

Rasim Öztekin ilk evliliğini kızı Pelin Öztekin’in annesi Zeynep Aslıhan İsbay ile yaptı. 1987 senesinde dünyaya gelen Pelin Öztekin de meslekî kariyerinde babasının izinden gidecek ve şüphesiz ki başarılı oyuncu haline gelecekti.

Zeynep Aslıhan İsbay ile evliliği sonlanan Öztekin, 2005 yılında ise üniversite zamanından arkadaşı olan Esra Kazancıbaşı ile ikinci evliliğini yaptı. Daha sonra verdiği röportajda film gibi olan hikâyelerinden tüyolar vardı; üniversite döneminde beraber okurken arkadaşlıklarının selamlaşmaktan öteye gitmediğini, uzun yıllar sonra Kazancıbaşı gazeteci olduğunda aynı ortamlarda sık sık bulunmaya başlamalarıyla aşklarının geliştiğini anlatmıştı.

Beyaz Perdede ve Ekranlarda Rasim Öztekin

Beyaz Perdede ve Ekranlarda Rasim Öztekin

Öztekin’in kamera karşısındaki serüveni 90’lara gelindiğinde başladı. 1992-95 seneleri arasında Demet Akbağ ve Nükhet Duru ile ‘Müzikomedi’ ve yine Demet Akbağ ve Hülya Avşar ile ‘Mega Show’ televizyon programlarını yaptı. 1994’te Yılmaz Erdoğan ve Gani Müjde’nin beraber kaleme aldığı ‘2071’de Türkiye’ isimli müzikalde rol aldı. 1995 senesinde, Ortaoyuncular topluluğu ile ‘Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri’, ‘Çok Tuhaf Soruşturma’ ve ‘Fişne Bahçesi’ gibi pek çok projede bulundu.

90’lı yıllarda mizah söz konusu olan her yerde Rasim Öztekin’e rastlamak mümkündü; hele ki projede Ferhan Şensoy da varsa, Öztekin’in olmaması çok şaşırtıcı olurdu. ‘Köşedönücü’, ‘Biraz Düş Biraz Gülüş’, ‘Eğrisiyle Doğrusuyla’, ‘Bir Yaz Gecesi Eğlencesi’, ‘Boş Gezen ve Kalfası’, ‘Başka İstanbul Yok’ ve ‘Yeni Hayat’ isimli televizyon dizilerinde rol alan ve her rolüyle hafızalara kazınan Öztekin’in son dizisi Seksenler’deki ‘Fehmi Baba’ karakteri ise şüphesiz ki en sevilen rolüydü.

‘Sigaramız diye genel bir durum yok.’ 

Tüm bu televizyon dizilerinin yanında Rasim Öztekin, beyaz perdenin de dikkat çeken isimleri arasında yerini aldı. ‘Bir Günlük Aşk Hikayesi’, ’72. Koğuş’, ‘Arabesk’, ‘Tersine Dünya’, ‘Passion Du Turca’, ‘Pardon’, ‘Şans Kapıyı Kırınca’, ‘Mandıra Filozofu’, ‘Baba Parası’ gibi pek çok filmde kamera karşısında görevine devam eden usta sanatçı, özellikle ‘Gora’daki Bob Marley ve ‘Pardon’daki Muzo karakterleriyle unutulmazlar listesinin üst sıralarına adını yazdırdı. Fazla dikkat çekiyorsun, yapma! :)

Öte yandan Rasim Öztekin yalnızca kameranın ön tarafında yer almadı. Yönetmenlik ve ayrıca TRT için metin yazarlığı, hatta Akşam Gazetesi’nde köşe yazarlığı bile yaptı. Usta sanatçı son dönemlerinde de YouTube için içerik üretiyordu. Sanat hayatı süresinde Münir Özkul, Ferhan Şensoy, Erol Günaydın, Tuncel Kurtiz, Zeliha Berksoy gibi pek çok değerli sanatçıyla karşılıklı rol alma şansı yakalamıştı. Tabii keşkeleri de vardı; tiyatro sahnesinde Gazanfer Özcan, sinemada Sadri Alışık ile karşılıklı oynayabilme isteğini dile getirmişti.

Oyunculuğun En Önemli Şartı: Disiplin

Oyunculuğun En Önemli Şartı: Disiplin

Rasim Öztekin, mesleğinin tüm yetilerden önce disiplin gerektirdiğine inanıyordu. Çünkü ustaları ona böyle öğretmişti. Sete geç kalmak ya da sette lakayt davranışlarda bulunmak onun tahammül edebileceği şeyler değildi. Ayrıca sinema, dizi ve tiyatro oyunculuklarının üç ayrı oyunculuk biçimi olduğuna inanıyordu. Tabii aralarındaki fark ne kadar olursa olsun hepsinin temeli tiyatroydu; oradan eğitilerek gelmek gerekiyordu.

Ve Ödüller…

Ve Ödüller…

Tabii ki Rasim Öztekin’in ödül aldığına şaşırmamak gerekir. Kariyeri ‘1988 Altan Erbulak En İyi Oyuncu Ödülü’, ‘1995 İsmail Dümbüllü Yılın En Başarılı Oyuncusu’, ‘2003 Afife Jale Tiyatro Komedi ve Müzikal Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, ‘2010’da Ayaklı Gazete Yılın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncusu’ ödülleriyle taçlanırken 2011 yılında ise ‘Yılın Nasreddin Hocası’ seçildi.

Hastalık Da Sahnede Yakaladı

Hastalık Da Sahnede Yakaladı

Galatasaray Lisesi’nde öğrenciyken öylesine hayatına giren tiyatro sevdası mesleği haline gelmiş ve serüveni yıllarca sürmüştü. Tiyatro aşkı içinde öylesine başka yer edinmişti ki hastalığı bile onu gelip sahnede yakaladı. Rasim Öztekin’in sağlığının bozulmaya başlamasının ilk sinyalleri 2004 senesinde koah ve şeker hastalıklarının üstüne kalp yetmezliği tanısı konduğunda verilmişti. 2009’da oynadığı ‘Boş Gezen ve Kalfası’ oyununda, sahne sırasında kalbinden rahatsızlandı.

20 günlük yoğun bakım ve 2,5 aylık hastane sürecinden sonra kalbine pil takılan usta sanatçının ne yazık ki hayatını da bundan böyle belirli sağlık koşullarını sağlayarak geçirmesi gerekecekti. Sahnelerden uzaklaşarak yalnızca elverişli ortamın sağlanabildiği dizi ve filmlerde oynamaya başlayan ve kendini ‘kronik hastalıklar koleksiyoneri’ olarak tanımlayan Öztekin, 2020’de koronavirüsün patlamasıyla oyunculuk sevdasından daha da uzak kalacaktı.

5. Kavuklu Rasim Öztekin

5. Kavuklu Rasim Öztekin

Öztekin’in ustası 4. Kavuklu Ferhan Şensoy, Kel Hasan’dan günümüze dek Türk tiyatrosunun sembolü haline gelen kavuğu 2016 senesinde usta sanatçıya devretmişti. Yaptığı mesleğe aşkla bağlı olan Rasim Öztekin elbette hem çok mutlu hem de gururluydu ancak hüzün de peşini bırakmıyordu. Çünkü kavuğun hakkını vermeye sağlığının ne kadar müsaade edeceğini bilemiyordu. Ki vermeyecekti de… Kavuğu devralmasının üstünden yalnızca 3 ay sonra doktoru sahneye çıkmasını yasakladı. Yani 5. Kavuklu Rasim Öztekin, kavuğunu takıp sahnesine hiç çıkamadı… 2020 yılına gelindiğinde, kavuğu sahneye çıkan birine vermem gerekiyor diyerek 6. Kavuklu Şevket Çoruh’a devretti.

Ayrıca Türkiye’de Pandemi Sürecinde Covid Nedeniyle Hayatını Kaybeden Tanınmış Kişiler adlı yazımızı inceleyin!

Vefatı

Vefatı

Rasim Öztekin, 8 Mart 2021 tarihinde geçirdiği kalp krizinin ardından 62 yaşında hayata gözlerini yumdu. Kendisinden yalnızca 5 ay sonra vefat edecek olan ustası, ağabeyi Ferhan Şensoy ise sağlık sorunları sebebiyle törene katılamayıp kızı aracılığıyla mektup göndermişti. Şöyle diyordu kardeşine:

‘’Kavuğumu ona devrettim. Ortaoyuncularda çok başarılı bir dönem yaşadı. Kimi rahatsızlıklarından ötürü sahneyi bıraktı, kavuğu Şevket Çoruh’a devretti. Günü geldi uçtu gitti gökyüzüne. Kavuklu fotoğrafı asılı durur Ses 1985’te. Bir gün ben de uçup geleceğim gökyüzüne.’’

Sıkça Sorulan Sorular

‘Şans Kapıyı Kırınca’ ve ‘Pardon’ isimli filmler Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin’in beraber rol aldığı filmlerdir.

Rasim Öztekin’in kızı Pelin Öztekin ‘Hayat Bilgisi’, ‘Bir Demet Tiyatro’, ‘Sınıf’, ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’, ‘Doksanlar’, ‘Hayat Şarkısı’, ‘Koca Koca Yalanlar’, ‘Yuvamdaki Düşman’, ‘Aşk Ağlatır’ ve ‘Çatı Katı Aşk’ dizilerinde oynamıştır.  

İlgili Yazılar