Salvador Dali Hayatı, Eserleri ve Hakkında Bilinmeyenler

  • Minik Tospik yazdı.
  • önceki ay
  • 39 okunma

Belki de en çok eriyen saatleri resmettiği ‘The Persistence of Memory (Belleğin Azmi)’ adlı eseriyle tanınan İspanyol sanatçı ve sürrealist ikon Salvador Dali, küçük yaşlarından itibaren sanatı için teşvik edilir ve en sonundan Madrid’deki akademide okumaya başlar. 1920’lerde ise Paris’e gider ve ilk sürrealist yaklaşımının oluşmasına yol açan Picasso, Rene Magritte ve Miro gibi sanatçılarla etkileşime başlar. Faşist lider Francisco Franco’nun İspanya’da yükselişiyle Dali, sürrealist hareketten kovulsa da bu onu resim yapmaktan alıkoymaz. Her sanatçıda olduğu gibi, inişli çıkışlı hayatı, eserleri ve ilginç bilgileriyle işte Salvador Dali hakkında bilinmesi gereken her şey…

İlk Yılları

İlk Yılları

Dali, 11 Mayıs 1904’te İspanya’nın Figueres şehrinde doğdu. Orta sınıf avukat ve noter olan babası Salvador Dali y Cusi, çocuk yetiştirme konusunda oldukça disiplinliydi ancak bu tarz kesinlikle annesi Felipa Domenech Ferres’inkiyle çelişirdi. Genç Dali sanatı ve çocuk tuhaflıkları konusunda annesi tarafından sık sık şımartılırdı. Anne babasına ve okul arkadaşlarına karşı öfke nöbetlerine yatkın, erken gelişmiş ve zeki olduğu söylenen Dali, haliyle daha baskın öğrenciler ve babası tarafından şiddete maruz kalırdı.

Salvador Dali, küçük kız kardeşi Ana Maria ve ailesiyle beraber sık sık sahil köyü olan Cadaques’deki yazlık evlerinde vakit geçirirdi. Küçük yaşlarında bile son derece sofistike çizimler üretir ve sanatsal yeteneği her iki ebeveyni tarafından güçlü şekilde desteklenirdi. Sanat okuluna girişinden önce ailesinin ona sanat stüdyosu inşa ettiği yer ise yazlıklarının yer aldığı bu yerdi.

Sitemizden El Cezeri Kimdir? Önemi Ve İcatları bilgilerine de bakabilirsiniz.

İlk Sanat Okulu Macerası

İlk Sanat Okulu Macerası

Dali’nin muazzam yeteneği fark edildikten sonra, ailesi onu 1916’da İspanya’nın Figueres şehrindeki Colegio de Hermanos Maristas ve Instituto’daki çizim okuluna gönderdi. Sınıfın en ciddi öğrencisi sayılmazdı; sınıfta hayal kurmayı, tuhaf giysiler ve uzun saçlarla eksantrik olarak önce çıkmayı çoğunlukla tercih ederdi. Okuldaki ilk yılının ardından ailesiyle tatildeyken Cadaques’de modern resmi keşfetti. Oradayken Paris’i sıklıkla ziyaret eden yerel sanatçı Ramon Pichot ile tanıştı. Ertesi sene babası, aile evlerinde Dali’nin karakalem çizimlerinden oluşan sergiyi düzenledi. Genç sanatçı ilk halka açık sergisini ise 1919’da Figueres Belediye Tiyatrosu’nda açtı.

Henüz 16 yaşındayken 1921’de annesi meme kanserinden ölünce Dali, kaybı yüzünden harap oldu. Yaşanan kayıp üzerine babası, ölen eşinin kız kardeşiyle evlendi. Teyzesine saygı duysa da bu, elbette Dali’yi babasına daha da yakınlaştırmadı. Zaten baba ve oğul, yaşlı Dali’nin ölümüne kadar pek çok farklı konuda savaşacaklardı.

Akademinin Asi Öğrencisi Dali

Akademinin Asi Öğrencisi Dali

Salvador Dali, 1922’de Madrid’deki Academia de San Fernando’ya kaydoldu. Okulun öğrenci yurdunda kalırken eksantrikliğine yeni boyutlar kazandırdı; uzun saçları ve favorileriyle dikkat çekerken İngiliz tarzında giyindi. Bu süre zarfında, metafizik ve kübizm dahil olmak üzere, diğer öğrenci arkadaşlarının da dikkatini çeken birkaç farklı sanatsal üsluptan etkilendi.

Öğretmenlerini eleştirdiği ve akademinin profesör seçimi konusunda öğrenciler arasında isyan başlattığı iddiasıyla 1923’te akademiden uzaklaştırıldı. Aynı yıl, o zamanlar ve hayatının çoğu boyunca apolitik olmasına rağmen, ayrılıkçı hareketi desteklediği iddiasıyla tutuklandı ve kısa süre Gerona’da hapsedildi. 1926’da akademiye geri dönse de final sınavlarının öncesinde fakültenin hiçbir üyesinin onu sınayacak kadar yetkin olmadığını beyan etmesiyle kalıcı olarak ihraç edildi.

Sanat Hayatı ve Sürrealizm Etkisi

Sanat Hayatı ve Sürrealizm Etkisi

1926-1929 seneleri arasında Salvador Dali, saygı duyduğu Picasso gibi etkili ressamlarla tanıştığı Paris’e birkaç seyahat yaptı. Bu süre zarfında Picasso’nun etkisini taşıyan eserler çizdi. Şair Paul Eluard ve ressam Magritte’in yanı sıra onu sürrealizm ile tanıştıran İspanyol ressam ve heykeltıraş Joan Miro ile tanıştı. Bu zamana kadar izlenimcilik, fütürizm ve kübizm tarzlarıyla çalışırdı. Resimleri ise üç genel temayla ilişkilendirilirdi: İnsanın evreni ve duyumları, cinsel sembolizm ve ideografik imgeler.

Tüm bu denemeler, Dali’nin 1929’daki ilk sürrealist dönemine yol açtı. Bu yağlı boya tablolar onun rüya görüntülerinin küçük kolajlarıydı. Çalışmalarında, garip halüsinasyon karakterleriyle yarattığı ‘gerçek olmayan rüya’ alanıyla çelişen, Rönesans sanatçılarından etkilenen titiz ve klasik tekniği kullandı. Bu dönemden önce bile Dali, Freud’un psikanalitik teorilerinin en hevesli okuyucularındandı.

Sürrealist akıma en büyük katkısı, sanatsal yaratıcılığı geliştirmek için bilinçaltına erişmenin zihinsel alıştırması olan ‘paranoyak eleştirel yöntem’ olarak adlandırdığı şeydir. Başarılı ressam bu yöntemi rüyalarından ve bilinçaltı düşüncelerinden gerçeklik yaratmak için kullanacak, böylece gerçekliği olması gerektiği gibi değil, zihinsel olarak olmasını istediği gibi değiştirecektir. Daha sonra bu yöntem Dali için yaşam biçimi haline geldi.

Dali’nin Aşkı

Dali’nin Aşkı

Ağustos 1929’da Dali, kendisinden 10 yaş büyük Rus göçmen Elena Dmitrievna Diakonova ile tanıştı. O sıralar Elena, sürrealist yazar Paul Eluard’ın eşiydi. Dali ve Diakonova arasında güçlü zihinsel ve fiziksel çekim gerçekleşti. Kısa süre sonra Elena yeni sevgilisi için Eluard’dan ayrıldı. ‘Gala’ olarak da tanınan Diakonova, Dali’nin ilham perisi ve kaynağı olmuştu. En sonunda da eşi olacaktı. Dali’nin hayatındaki yaratıcı güçlerin dengelenmesine yardımcı oldu. Vahşi ifadeleri ve fantezileriyle sanatçı olmanın ticari tarafıyla uğraşacak durumda değildi; Gala, yasal ve mali meselelerle ilgilenerek bayiler ve sergi organizatörleriyle sözleşmeler yaptı. İkili, 1934’te evlendi.

Salvador Dali Hakkında İlginç Bilgiler

Salvador Dali Hakkında İlginç Bilgiler

  • Dali’nin ailesi onun, ağabeyinin reenkarne olmuş hali olduğuna inanıyordu.

Dali, ağabeyinin yirmi iki aylıkken gastroenteritten ölmesinin yalnızca dokuz ay ardından sonra doğdu. Sanatçı beş yaşındayken ailesi onu ağabeyinin mezarına götürdü ve onun ağabeyinin reenkarnasyonu olduğuna inandıklarını söylediler. Hatta ona aynı ismi vermişlerdi: Salvador. Bu sebeple hayatı boyunca ağabeyiyle olan ilişkisini düşündü ve durum hakkında şunları söyledi: ‘Biz iki damla su gibi birbirimize benziyorduk ama farklı yansımalarımız vardı. Muhtemelen benim ilk versiyonumdu ama mutlak olarak çok fazla tasavvur edildi.’

  • Aynı sanat okulundan iki kez atıldı.

Salvador Dali olağanüstü yetenekli sanatçılardan olduğunu kanıtlasa da her zaman ideal öğrenci değildi. Öncelikle öğrenci protestosuna katıldığı için 1923’te akademiden atıldı. Daha sonra aynı okula döndüğünde, 1926’da kendisine final sınavlarını vermesi planlanan profesörlerin yetersiz olduğunu söylediği için yeniden kovuldu. Hatta otobiyografisine daha sonra şöyle yazdı: ‘Bu üç profesörden çok daha zekiyim ve bu yüzünden onlar tarafından incelenmeyi reddediyorum.’

  • Dali’nin çalışmaları Sigmund Freud’un teorilerinden etkilendi.

Sanatçının resimlerini görenler, onun Freud’un bilinçaltıyla ilgili çalışmalarının hayranı olduğunu öğrenince şaşırmayacaklardır. Dali sanat okulundayken ünlü psikanalistin ‘Rüyaların Yorumu’ adlı kitabını okudu ve kendi yaratıcı çalışmalarında kendi kendini yorumlama kavramını kullanmak üzere ilham aldı.

  • Hatta çalışmalarını Freud’a gösterdi.

1938’de Salvador Dali, Londra’da Freud ile tanışabildi ve burada ona paranoya üzerine yazdığı makaleyi ve tamamen kendi paranoyak-eleştirel yönteminden yarattığı ilk eseri olan ‘Narcissus’un Dönüşümü’ adlı resmini gösterdi. Freud ise sürrealizm hayranı olmasa da ziyaretten sonra sanatçının ‘şüphesiz mükemmel teknik usta’ olduğunu yazdı.

  • Dali bilinçaltına erişmek için halüsinasyon gördü.

Halüsinasyonlar genellikle uyuşturucu kullanımıyla alakalı olsa da Dali uyuşturucu kullanmıyordu. Bunun yerine paranoyak-eleştiri yöntemi geliştirmişti. Rüya gibi durum yaratmak için bazen nesnelere başka biçimlere dönüşene kadar bakar, sanatını etkileyen halüsinasyonlar getirirdi.

  • Dali’nin diktatörlere olan takıntısı onu sürrealist hareketten kovulmasına sebep oldu.

Sürrealist akımdaki diğer sanatçıların çoğu kendini Marksist olarak tanımlarken Dali diktatörlere karşı tutkuluydu. Vladimir Lenin’i ‘William Tell Muamması’nda tasvir etmekle ve birkaç kez tanıştığı İspanyol diktatör Francisco Franco’yu suçlamayı reddetmekle kalmadı, aynı zamanda Hitler’e karşı cinsel hayranlık besliyordu. Bu da Andre Breton’un Dali’nin sürrealist hareketten çıkarılmasını emretmesine yol açtı.

  • Alfred Hitchcock ve Walt Disney ile çalıştı.

Ünlü yönetmen Hitchcock, Gregory Peck ve Ingrid Bergman’ın oynadığı 1945 yapımı filmi Spellbound’da Dali’den rüya sekansları için resimler yaparak yardım etmesini istedi. Ayrıca resimler karakterlerden birinin psikolojik sorunlarına dair ipuçları olarak olay örgüsüne dahil edildi. Sanatçı ayrıca 1946’da Disney tasarımcısı John Hench ile Destino adlı animasyon filminde çalıştı. Dali film için yirmi iki yağlı boya tablo ve çizimi tamamladı; bunlar resimli taslak haline geldi. Film bütçe kısıtlamaları nedeniyle bitmemiş olsa da 2003’te altı dakikalık kısa film olarak yayınlandı.

  • Dali ticari komisyonlar aldı.

Pek çok sanatçı ticari işlere tepeden baksa da Dali onlardan değildi. Sanatçı uzun kariyeri boyunca Vogue ve Town and Country için dergi kapakları, Chupa Chups lolipopları için logo ve De Beers, S.C. Johnson & Company, Gap ve Datsun gibi büyük markalar için reklamlar yarattı.

Sıkça Sorulan Sorular

Sanatçının 1983’te tamamladığı ‘The Swallow’s Tail (Kırlangıç Kuyruğu)’ son eseridir.

Eser, Dali’nin hayatı boyunca bilimsel ilerlemelerin etkisine atıfta bulunur. Sade ama rüyayı andıran görsel, rüya manzarası üzerinde Freudyen vurguyu yansıtırken erimiş saatler, Einstein’ın uzay ve zamanın çarpıklığından bahsettiği ‘Görelilik Kuramı’na atıfta bulunur.

İlgili Yazılar